Atatürk

Atatürk’ün Sofra Adabı

Falih Rıfkı Atay diyor ki :

“Atatürk ‘ün sofrası asla bir içki ve cümbüş sofrası değildi. Dostları ile hatta düşmanları ile sohbet ve tartışma meclisiydi. Pek azı zevk ve eğlence meclisi olmuştur. Saatlerce pek ciddi şeyler okur veya yazardık. Türk dili ve Türk tarihi meselelerinin, onun sofrasında tam bir fakültelik zaman tutmuş olduğunu tahmin ediyorum.”

Benzer cümleleri bir başka önemli insan Sabiha Gökçen’den duyuyoruz:

“Şu bilinmelidir ki, Gazi Paşa’nın sofrası asla bir işret alem yeri, bir vakit geçirme , zaman öldürme yeri değildi. O bu sofrayı adeta bir okul haline sokmuştu. Dünya sorunlarının , yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, insanlık idealinin ve Uygar Türk Ulusu’nun geleceğinin sabahlara kadar tartışıldığı bir okuldu bu sofra”

Zaten Atatürk hiçbir zaman kör kütük sarhoş olacak kadar içki içmemiştir. Yalnız kötü alışkanlıkları vardır ki, günde en az 10-15 fincan kahve, iki paket de sigara içerdi. Uykuyla böyle mücadele eder, sabahlara kadar kitaplar okur, yazardı.

Atatürk'ün Sofra Adabı
Atatürk’ün Sofra Adabı

Güzel hoşsohbetli sofralarına rağmen pek yemeğe düşkün değildi Ata’mız. Sabah kahvaltısında çay kahve içer , soğuk ayranla bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kase yoğurt yer, sonra sütlü kahve içerdi . Öğle yemeğinde bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye pilav , çok sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye okulda alışmıştır. Kışla yemeği , asker yemeği sayılmıştır kuru fasulye. İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak ayran içerdi. Sofradan genellikle doymuş olarak değil , aç kalkardı.

Akşam yemeklerinde genel olarak hafif sebze yemekleri ve meyveler tercih ederdi. Sofrasında mutlaka rakı bulunur, ancak asla ölçüsünü kaçırmaz , sarhoşluktan hoşlanmazdı. Türk halkı o dönemler fakir olduğu için , Atatürk de sofrasında pek et bulundurmazdı.

Yine Falih Rıfkı Atay’ın gözünden Atatürk ‘ün sofrası bir “imtihan meclisi” idi.” Hiç söylemeksizin, hissettirmeksizin, vazifede kullanacağı adamları ,içki alemlerinin pek elverişli ortamında türlü yönlerden yoklardı…”

Bu önemli insanların ağırladığı önemli sofralarda iç politika, dış politika, tarih , dil coğrafya gibi ilmi mevzuların, devlet meselelerin tartışılmasının yanı sıra ; sanatçıları ağırlayan müzikli sohbetler de olmuştur. Bu sofraları zaman zaman şarkıları ile süsleyenler ise Safiye Ayla , Müzeyyen Senar, Deniz Kızı Eftelya, Hafız Saadettin Kaynak ve Münir Nurettin Selçuk’tur.

Yani uzun lafın kısası Atatürk ‘ün masaları asla cümbüşlü rakı sofrası olmamıştır. Zaten pek fazla yemeyen ve dozunda içen Atatürk , bu sofralarda hep önemli meseleleri tartışmış , bir okul haline getirmiştir.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu